İlk başlandığında hem anılarına hem de düşüncelere daldığı esnada Mersault`la bir bağlantıları var mıdır diye merak etmeye başlamıştım...Mersault daha da bir vurdumduymazdı diye bunu düşünmeyi bırakıp yavaşça "hasta adam"ın anlattıklarına bıraktım kendimi...Acımam mı gerekiyordu, yoksa bu toplumla uyumsuz adamı yavaştan sevmem mi? Kitabın bitiminden 3 saat sonra bile hala bunu düşünmekteyim. Bazı konularda oldukça haklıydı. Fazla anlatmayı beceremesemde gözüme çarpanları yazmam lazım Dostoyevski`nin ölümsüz sesinden:"...herhangi bir sebepten ötürü doğa yasaları ile iki kere ikinin dört ettiği hoşuma, gitmiyorsa, bana ne bu yasalardan, bana ne aritmatikten?"
"Ölçüsüzlüğün erdemsizlikten ileri geldiği çoktandır bilinen bir gerçektir."
"Tekdüzelik...Bu da olabilir. Durmadan dövüşüyorlar; eskiden de, şimdi de, her zaman dövüştüler ve dövüşecekler."
"İnsanın bütün işi gücü, sanırım, vida değil insan olduğunu her an kendisine kanıtlamaktır."
"...iş çizelge ile aritmetiğe dayanınca iki kere ikinin dört etmesinden başka çıkar yol olmazsa iradenin ne önemi kalır? İradem ise karışmasa da iki kere iki dört ediyor. İrade bu mu demektir?"
"İnsanoğlu amacına doğru ilerlemeyi sever, fakat amacını elde etmeyi değil. Çok gülünç bir durum doğrusu. İnsanın yaratılıştan gülünç bir varlık olmasındadır bütün terslik zaten. İki kere iki dört çekilmez bir şey. İki kere iki dört, bana sorararsanız, bir küstahlıktır. İki kere iki dört, ellerini böğrüne dayayarak yolumuzu kesen, sağa sola tükürük atan bir külhanbeyinin ta kendisidir. İki kere iki dördün yetkinliğine inanırım, ama en çok övülmeye değer bir şey varsa, o da iki kere ikinin beş etmesidir."
"...acıyı bazen tutkuya varan bir sevgiyle severiz."
"Acı duymak anlamanın tek kaynağıdır."
Sonrası güzel bir hikaye her Dostoyevski kitabı kadar müthiş ve okunmya değer

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder